Test Test 1-2: Sınırlar
Daha geçen gün oldu. Kerem’in çok keskin olmasa da bir yatma saati var bir de artık ilkokula başladığı için daha sıkı uymak zorunda olduğu bir evden çıkış saati. Fakat her ikisinde de sınırları aşmasına neden olan bir konu var. Evet, çok doğru tahmin ettiğiniz gibi bu konu oyun. Ona göre oyunu bırakmak için hep erken. Ve burada koyulan sınırı hep farklı şekillerde test etmek ve varsa alan esnetmek istiyor. Ne kadar esnetebilirim diye bakıyor. Çünkü sert olmakla sınır koymayı karıştırmaya müsait anne -babasından bazen karışık sinyaller alabiliyor.
Dolayısıyla bence hali şuna benziyor; sanki ışıkları kapalı bir odada, odanın duvarlarını bulmaya çalışır gibi kollarını uzatmış ilerliyor. Duvara dokunup, bazen de sertçe çarpıp maalesef, ne zaman duracağını bulmaya çalışıyor. Başkalarının çocuklarında da sık sık bunu görüyorum. Sanki (bugün sizi benzetmelere doyuracağım inşallah) küçük patileri ile masanın kenarından yere doğru hafif hafif ve gözünüzün içine baka baka objeleri ittiren kediler gibi. Sahi onlar da mı sınırlarını deniyorlar acaba?
Evet, aslında konu bu. Sınırlarını denemek. Daha da doğrusu Sınırlarını Bulmaya Çalışmak. Ben Kerem’in çok küçüklüğünde bu terimi yani “Boundary Seeking Behavior” ı duyduğumda ve anlamını öğrendiğimde taşların yerine oturduğunu hissetmiştim. Sadece Kerem için değil, hatta onu tamamen bir kenara bırakın kendim için. Kendi çocukluğum için. Çünkü Kerem daha bu terimin içini doldurabilmek için çok küçüktü. Ancak, bezini doldurabilmek içinse yeterli büyüklükteydi.
Boundary Seeking Behavior Ne Demek?
Birçok ebeveyn aynı soruyu sorar: “Çocuğum neden sürekli sınırları zorluyor?” Bir gün sofrada yemek bitmeden kalkmak ister, ertesi gün akşam yatma saatinde “biraz daha oyun” der. Sanki ne kadar ileri gidebileceğini ölçüyormuş gibidir. Aslında tam olarak öyle yapar. Bu davranış, literatürde “boundary-seeking behaviour” — yani sınır arama davranışı olarak tanımlanır. Ve sanılanın aksine, bu durum çoğu zaman bir “disiplin sorunu” değil, gelişimin doğal bir parçasıdır. (chatGPT)
Peki Neden Böyle Yaparlar?
Bu, çocukların hayatı anlamlandırma arayışında önemli bir yapı taşıdır. Ben kimim? Sen kimsin? Ben nerede başlarım? Sen nerede bitersin? Biz nasıl ayrışırız? Çocuğun kimliğini oluştururken ve zihin teorisine göre tüm çevresiyle ilişkisini geliştirirken önemli bir araçtır.
Burası Çokomelli
Ve şimdi size işin en önemli kısmını söyleyeceğim. Burada yaşayacağı boşluk ve tutarsızlıklar onu büyük kaygı sorunlarına iter.
Bazı aile vardır çocuğunu çok sıkar. Bazı aile vardır çok hür bırakır. Peki hangi ailede büyüyen çocuk daha kaygılıdır. Sıkı ailede aşırı kurallar içinde kaçak göçek bir şeyler yapan mı? Yoksa her yaptığında özgür bırakılan, hesap sorulmayan mı?
Cevap ikincisidir. Çünkü çocuk kendine sağlıklı sınırlar çizilmezse savrulur. Hayatı düşe kalka kendi öğrenir, zihin teoremini geliştirir ama acı faturalar ile. Ki bu aileler bunu bilmez çoğu zaman. Biz çocuğumuzu hep özgür bıraktık diye övünür.
Size tabii ki burada çocuğunuzu sıkmanızı, katı kurallar koymanızı önerecek biri değilim. Ama şunu önerebilirim. Sınırlarınızı koyun, onlara geçen yazıda anlattığımız gibi “açıklayıcı disiplin/ inductive reasoning” ile açıklayın bence. Hatta ona açıklamadan önce kendinize sınırın arkasındaki mantığı açıklayın ki bir test edin bakalım ne kadar mantıklı ne kadar değil. Siz bu sınırı kendi içinizdeki yersiz bir kaygıdan koyuyor olabilir misiniz görmüş olursunuz. Sonra da en önemli adım olarak bu sınırların içinde önce siz kalın. Çocuğunuz şunu hissetmeli “bu sınır benim iyiliğim için kondu”.
Yani kendi örneğime geri dönecek olursam; oyunun bitişine çok tepki gösterdi, bugün de benim başım ağrıyor, mızmızını çekemeyeceğim, bugünlük izin vereyim demeyin. Evet biliyorum hayat çok zor bazen ve yorucu ve biz de bazen “cheat” etmek istiyoruz. Ama biraz daha diş sıkmakta fayda var. İkinci risk grubunda ise sınırı test ettiğinde bugün öyle yarın böyle cevap alanlar var. Çünkü bu cüceler böyle gelişmeleri hiç kaçırmadan akıllarına kaydediyorlar. Aman ben ettim siz etmeyin arkadaşlar. Bir kere esnettim olmuştu derlerse aynı sızlanmayı, bağırmayı ve ayak diremeyi tekrar ediyorlar. Yemezse biraz daha desibel yükseltiyorlar. Ayrıca bir hatalı konu da x yapmazsan y olmaz denip sonunda yine y’nin olmasına razı gelmektir. Of yani çok negatif görünmek istemem ama bunun dönüşü çok çok zor. Ve o çocuklar da çok kaygılı. Ayrıca hep mızmız ve sorun çıkarmaya meyilli çünkü sorun ona zafer olarak geri dönüyor.
Bazılarımız çok sıkı ailelerde büyüdü ve eminim tam tersini yaşamayı dilerdi. Hep böyle olmaz mı zaten? Ama size diğer taraftan belki şaşırtıcı gelecek bir bilgi iletmek istiyorum. Çocuklar bazen ailelerin özgürlük anlayışını, kayıtsızlık ve sevgisizlik olarak algılayabilir. Onlar sıkı kurallarla korunan çocuklara göre kendilerini korumasız hissedebilir. Ki bazen aileler gerçekten çocuklarının duygusal yükünü kaldıramayacak kadar büyümemiş olduklarından çocuklarını hayata karşı yalnız bırakırlar.
Boundary Seeking Behavior’ın güzel bir tarafı da karşınızda sürekli size karşı yepyeni ve “çok mantıklı” bir argüman üretmeye çalışan minik birinin olması. Bazen insan içeri koşup kahkahalarla gülüp gelmemek için kendini zor tutuyor, delice dudağını ısırıyor. Ama yine de gülmüyoruz, onu da değerlendiriyoruz ve sonra kırıcı olmadan neden olamayacağını anlatıyoruz. Mesela günlük tatlı yeme sınırının her gün zorlanması gibi. (Her gün ama her gün yaşamadığımız şeyler değil).
Sevgilerimle,
Çağla




Savrulan o özgür çocuklardan biri olarak merhaba , evet bence de sınırlar mantılıysa çok rahatlatıcı olabiliyor